7 Nisan 2020 Salı

CoronaVirus2019 - Covid19

         İnsanların artık eski alışkanlıklarından vazgeçtikleri, sokakların mümkün olduğunca boş kaldığı, tüm toplu yaşam yerlerine girişlerde maske takmanın zorunlu olduğu, hava trafiğinin yüzde doksandan fazla düştüğü, güneşli; fakat serin bir 7 nisan gününden gelecekteki kendime merhaba.

        Evet, insanlık tarihi boyunca çok fazla yaşanmamış olaylar meydana geliyor dünyada. Her tarafta bir tedirginlik. Kimisi hastalıktan korkuyor, kimisi hastalık bir şekilde geçer ama sonrasında yaşanacak ekonomik sıkıntı daha büyük canlar yakacak diyor.

       Tüm eğlence mekanları, kafeler, restroranlar kapalı. Sadece paket servis yapabiliyor lokantalar. Kimse gidip bu akşam şurada güzel bir akşam yemeği yiyelim diyemiyor sevdiklerine. Yolda karşılaştığımız sevdiklerimize sarılamıyoruz. Uzun zaman oldu, çocuklar da bir birlerini özledi, yarın akşam çaya buyurun diyemiyoruz onlara.

        Tüm camiler ve diğer ibadet yerleri kapalı artık bu günlerde. Kalbi birlik ruhi ahenk içinde bu akşam bir araya gelelim, bir birimize dua edelim diyemiyoruz. Hepimiz evimizden yapıyoruz dualarımızı. Yapabildiğimiz kadar iştirak etmeye çalışıyoruz böyle biraz uzaktan mahzun şekilde. Bazen anlıyor gibi oluyoruz o güzel günlerin değerini. Bir araya gelmenin özlemini içimizde yaşıyoruz.

        Berat Kandili bu akşam. Yine bir araya gelip omuz omuza ibadet etme imkanımız olmayacak. Gönüller bir ama bedenler biraz uzakta şekilde, kalben bir arada olacağız inşallah.

Bu günler tabi ki geçecek, bizler de yine çok hızlı bir şekilde unutacağız her şeyi. Sanki yaşanmamış bir hayal gibi kalacak mazide. Tabi bu biraz da tememmi haliyle. Ama sonra ne olacak. Asıl mesele bu. Bu insanlığın yaşadığı ilk salgın değil. Son da olmayacak muhtemelen. Bizler alabileceğimiz dersleri alıp gelecekte buna göre yaşamaya çalışabilirsek ne mutlu bize.

       Bu arada Zeynep 3,5 yaşında ve kardeşi Ali de bir yaşını tamamladı dört gün önce. Bir yıl hızlı bir şekilde geçmiş bunu anlıyoruz çocuklara bakınca.

       Genelde hep böyle aralıklarla yazıyorum. Devam edeceğim diyorum ama beceremiyorum. Yaptığım zaman haz aldığım şeylerin sonunda her zaman; artık bundan sonra devam edeceğim diyorum. Ama olmuyor nedense.

        Bir kitap okuyorum. Çok hoşuma gidiyor. Artık anlıyorum ki kitapların deryası en geniş yaşanılası derya. Sonra bakıyorum yine uzunca bir ara vermişim.

        Kitap demişken bu 'İtikaf' günlerinde biraz kitap okuma şansım oldu. Çamlıca Yayınlarından Gizli Çekmece. 4 Polisiye Hikayeden oluşan kitabın ilk iki bölümünü beğendim. Son iki bölüm ise öncekiler kadar tat vermedi nedense.

        Daha sonra Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitabını okudum. Finlandiyanın küllerinden doğuşu hakkında gayet güzel bilgiler veren G. Petrov'un kitabını da hakikaten çok beğendim. Aslında hepimizin okuması gereken, anlayacak yaşa geldiklerinde çocuklarımıza okutup, hep beraber tahlil ederek bu ülkeye nasıl faydalı olabilirizin cevabını birlikte aramamızın gerektiğini anlatan kitap.

        Şimdi de Kürt Mantolu Madonna'dayım. O da fena değil. Bizim gibi bir memurun hayatını anlatıyor. Şimdilik Almanya'da olan Raif'in oradan dönüp nasıl o işe başlayıp ilk bölümde geçen hayatı yaşamaya başladığını merak ediyorum...

      Şimdilik burada bırakalım. Kitaplar mevzusu biraz uzunca. Yeni kitaplar aldım. Tavsiye üzerine. Önceki aldıklarımın hepsini okumadım ama olsun. En azından çocuklarımız içinde kitap olan evlerde büyüsün. Düşünüyorum da küçüklüğümde bizim evde kitaplar olsaydı o boş ve canımın sıkıldığı zamanlarda çok kitap okumuş olurdum. Nasip diyelim. İmkanlar öyleydi o zamanlar. Annem ve baban Allah razı olsun ellerinde olmayan imkanları bizim için seferber ederek kendilerinin hiç alma imkanlarının olmadığı eğitimi almamız için saçlarını süpürge yaptılar. Haklarını ödeme imkanımız olmayacak hiç bir zaman.

      Birine Allah rahmet eylesin, diğerine hayırlı uzun ömürler versin.